Haftalık Polymarket Bülteni: 5 Haziran'26
OSINT TURK, öngörü piyasalarında insanlığın jeopolitik ve diğer önemli gelişmeler hakkındaki beklentilerini yansıtan grafikleri her hafta analiz ederek dünyanın nabzını benzersiz bir şekilde tutuyor.
BİLGİLENDİRME: Bu sayfada yazanların hiçbiri bir yatırım tavsiyesi değildir. Yasal veya yasadışı fark etmeksizin, hayatınızda hiçbir konuda bahis oynamamanızı tavsiye ederiz.
EDİTÖRÜN SEÇİMİ
“ABD, uzaylıların varlığını doğrulayacak mı?” 👽
30 Haziran 2026 beklentisi: %1 ↘
30 Eylül 2026 beklentisi: %8 ➡
31 Aralık 2026 beklentisi: %14 ➡
Toplam Hacim: 49,202,935 $ (İnanılmaz!)
İlk yayınımız için seçtiğimiz grafik, kabul edelim biraz tuhaf. 🖖 Her şey 19 Şubat 2026’da Trump’ın Truth Social’da yayınladığı “tremendous interest” mesajıyla başladı. ABD Başkanı, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ilgili tüm kurumlara (DOW, ODNI, AARO, NASA, FBI) “uzaylılar ve UFO’larla ilgili tüm hükümet dosyalarını bulup gizliliğini kaldırın!” talimatı verdi. Bu, yıllardır süren kongre baskısı (Anna Paulina Luna, Tim Burchett gibi isimler), 2017 Pentagon UFO videoları ve 2023’teki Grusch ifşaalarının üzerine tüy dikti. Trump bunu “maksimum şeffaflık” diye pazarladı; medya ve sosyal medya anında çıldırdı.
İlk dosyalar 8 Mayıs 2026’da war.gov/ufo sitesine yüklendi. 160’dan fazla dosya, video, fotoğraf ve rapor (1940’lardan beri). İçinde askeri pilotların “metalik küreler, dönen diskler, parlayan cisimler” tanımlarını içeren raporlar, ani ivmelenme görüntüleri, Apollo 12 astronotlarının ses kaydı ve Soğuk Savaş dönemi belgeleri vardı. Trump Instagram’da “Ne halt olduğuna halk karar versin!” diye paylaşım yaptı.
İkinci parti dosyalar 22 Mayıs 2026’da geldi. 64 dosya daha (51 video, ses ve PDF). İran 2022’de su üstünde “4 UAP formation”, Suriye 2021’de “ani ivmelenme”, 1948-1950 Sandia Base raporları, NASA Apollo 12 tıbbi brifing kaydı ve hatta bir savaş uçağının “UFO’yu vurduğu” iddia edilen video. Toplam hacimde rekor kıran bu dosyalar yine “unresolved” (tanımlanamayan) olarak etiketlendi. Pentagon, AARO ve NASA hâlâ “dünyadışı yaşam veya teknoloji kanıtı yok” diyor. Sean Kirkpatrick dahil eski yetkililer bunu “dikkat dağıtma” olarak nitelendiriyor. Bizce de öyle…
"Veri tek başına ifşaa değildir.” sözünü bir kez daha hatırladığımız günlerdeyiz. Tarihi bir adım gibi görünüyor (uzaktan) ama aslında en ufak da olsa kesin açıklama yok.
Gündem oluşu tam bir psikolojik harp operasyonu. ABD hem askeri teknolojileri “uzaylı” diye maskeliyor ve klasik Soğuk Savaş Blue Book taktiğini modernize ediyor. Üstelik, dünyadaki tüm insanları “binlerce veya milyonlarca yıl ilerideki teknolojilere sahip olduğuna” inandırmaya çalışıyor ki; eğer başarabilirlerse bu ciddi bir psikolojik hegemonya sağlayabilir. Kısacası, uzaylılar istatistiksel olarak mümkün olabilir ama bu operasyon ABD’nin klasik “psyop playbook’u”: hype yarat, spekülasyonu besleyerek gerçek tehdidi gizle, güçlen.
Polymarket grafiğine baktığımızda, traderların da bunu bildiği anlaşılıyor; yıl sonu %14’lük “Evet” olasılığı tam da bu yüzden bu şekilde düşük kalıyor.
JEOPOLİTİK ÖNGÖRÜ SEÇKİSİ
𖣠 BU HAFTAKİ “TÜRKİYE” SEÇKİMİZ
“Türkiye ve Yunanistan 30 Haziran’dan önce çatışır mı?”
𖣠 30 Haziran 2026’a kadar anlık çatışma beklentisi: %1 ↘
Mayıs sonundaki ani yükseliş, Türkiye’nin “Mavi Vatan Kanunu” hazırlığı ve Yunan savaş uçaklarının Meis Adası üzerinde 2 km mesafeyle alçak uçuş yapmasıyla tetiklenmişti. Atina’daki panik, Ankara’dan gelen sert uyarılar ve dünya basınında “Adalar’da kriz” başlıkları gündem olmuştu. Ancak geçen hafta Türkiye’nin devasa Denizkurdu-II tatbikatı (125 gemi, 18 bin personel) gerçekleşti ve caydırıcı bir güç gösterisi olarak algılandı. (Grafiğe baktığımızca caydırıcılığın sağlandığını görebiliyoruz.) İki taraf da NATO müttefiki kimliğini ve Ege’deki gerilimi retorik düzeyde tuttu. Önümüzdeki haftalarda, orman yangınlarına karşı ortak filo önerileri veya itfaiye iş birlikleri gibi olası girişimler, çatışma riski grafiğini daha da aşağı indirebilir. İki ülkedeki deprem ve yangınlarda, ilişkiler bir anda tersine dönebiliyor.
“Türkiye ve İsrail 2027’den önce çatışır mı?”
𖣠 31 Aralık 2027’ye kadar anlık çatışma beklentisi: %16 ↘
Polymarket’teki “Türkiye ve İsrail 2027’den önce çatışır mı?” grafiğinde son hafta (29 Mayıs-5 Haziran 2026) hafif dalgalı ama genel olarak yatay seyirde %15-17 bandında kapanış yaptı; 25 Mayıs’taki keskin %5’lik düşüşten sonra piyasa “kısa vadede sıcak temas yok” diyor ve 2027 öncesi çatışma olasılığını sadece yüzde 16 civarında fiyatlıyor. Son günlerde çıkan haberler bunu doğruluyor: Türk istihbarat raporları “İsrail’le kontrollü rekabet ve Suriye’de rekabet artıyor” uyarısı yaparken “kanallar açık tutulsun” tavsiyesinde bulunuyor. İsrail basını (Kanal 14) “kısa vadede doğrudan savaş beklenmiyor, Türkiye’nin kaybedeceği bir senaryo yok” diye analiz yayınladı. ABD Büyükelçisi Tom Barrack “Türkiye ve İsrail savaşmayacak” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze ve Lübnan konulu eleştirileri, EFES-2026 tatbikatının İsrail medyasında yarattığı “Türkler büyürken biz küçülüyoruz” paniği ve Jonathan Pollard’ın “İran’dan sonra Türkiye ve Mısır’a hazır olun” gibi provokatif açıklamaları gerilimi beslese de fiili askeri bir hareket yok. Öte yandan sosyal medyada Türk ve İsrailli hesaplar retorik atışmalarını ve kavgalarını sürdürüyor.
𖣠 BU HAFTAKİ “İSRAİL” SEÇKİMİZ
“İsrail 2026’da kaç farklı ülkeye saldıracak?”
4 ülkeye saldırma ihtimali: %35 ↘
5 ülkeye saldırma ihtimali: %34 ↗
6 ülkeye saldırma ihtimali: %8 ➡
7 ülkeye saldırma ihtimali: %3 ➡
“İsrail 2026’da kaç farklı ülkeye saldıracak?” grafiğinde 5 farklı ülke olasılığı (koyu mavi çizgi) son haftada %35-40 bandında hafif bir yükselişle seyrediyor; 25 Mayıs’taki keskin düşüşten (%30’lara iniş) sonra Haziran başında yeniden %40’a yaklaşmışken diğer ihtimaller yatay seyrediyor. İlginç bir şekilde, 4 ülke olasılığı da hafif bir düşüşle seyrediyor. İki ihtimal neredeyse aynı seviyede buluşmuş durumda. Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ortak İran operasyonları ve Mart-Nisan’daki Lübnan cephesindeki gelişmeler ile 4-5 ülke (İran, Lübnan, Gazze, Suriye, Yemen) piyasaya oturmuştu. 1-5 Haziran arası ise Lübnan’da kısmi ateşkes ilanına rağmen Hizbullah roket/drone saldırıları ve İsrail’in Lübnan’ın güneyini hedef alması ile gerilim yeniden alevlendi; Nisan ateşkesi ve Mayıs sonundaki diplomatik baskılara rağmen (Trump arabuluculuğu) açık mavi çizgi bu sebeple aşağı inerken koyu mavi çizgi ise yukarı çıktı.
“İsrail ve Endonezya normalleşecek mi?”
30 Haziran 2026’ya kadar normalleşme ihtimali: %3 ↘
31 Aralık 2026’ya kadar normalleşme ihtimali: %9 ➡
“İsrail ve Endonezya ilişkileri normalleşir mi?” grafiğinde Haziran sonu olasılığı %2-3 bandında yatay seyrederken, Aralık 31 2026 çizgisi Mayıs sonundaki %20’lik zirveden %10’a geriledikten sonra Haziran başından beri hafif yukarı kıpırtı göstererek yeniden %10-11 seviyesine tırmandı. Genel bağlamda Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun 23 Eylül 2025’teki BM Genel Kurulu konuşmasında “Şalom” diyerek bitirdiği ve “İsrail’in güvenliği garanti altına alınmalı” vurgusu yaptığı konuşma, normalleşme beklentilerini ilk kez ciddi şekilde tetiklemişti; ancak Prabowo daha sonra her konuşmasında “Filistin devletinin tanınması şartıyla hemen normalleşiriz.” cümlesini tekrarlıyor. Haziran başındaki bu küçük yükseliş kıpırtıları ise somut yeni bir anlaşma veya resmi görüşmeden değil, arka plandaki düşük profilli diplomatik temaslar, OECD üyelik sürecindeki dolaylı baskılar ve Gazze’deki kısmi ateşkes sonrası iki devletli çözüm spekülasyonlarından kaynaklanıyor. İki ülke arasında normalleşme beklemiyoruz.
𖣠 BU HAFTAKİ “İRAN” SEÇKİMİZ
“İran zenginleştirilmiş uranyum stoğunu ABD’ye teslim eder mi?”
30 Haziran 2026’ya kadar anlık ihtimal: %11 ➡
31 Temmuz 2026’ya kadar anlık ihtimal: %22 ➡
31 Aralık 2026’ya kadar anlık ihtimal: %41 ➡
“İran zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmeyi kabul eder mi?” grafiğinde 25 Mayıs’taki ani zirve (Aralık 2026 çizgisi %60’ları aşmıştı) Trump yönetiminin “stok devri veya imha” baskısı ve sızan “anlaşmaya yaklaşıldı” haberleriyle tetiklenirken, 5 Haziran itibarıyla Haziran sonu %12, Temmuz %20 ve yıl sonu %40 bandına gerileyerek stabilize oldu. Bu düşüş, İran’ın stok transferini kırmızı çizgi ilan etmesi ve 31 Mayıs IAEA raporunun rekor seviyede 60% zenginleştirilmiş uranyum (400+ kg) tespit etmesiyle hızlandı.Son bir haftada ise Kazakistan’ın depolama teklifi ve Oman arabuluculuğundaki düşük profilli görüşmeler hafif kıpırtı yaratsa da Trump’ın “nasıl ve ne zaman alacağız” taleplerindeki ısrarı nedeniyle somut ilerleme yok. Çünkü klasik İran nükleer pokerinde bu stok hala en büyük koz.
“ABD ve İran arasında kalıcı barış anlaşması imzalanır mı?”
7 Haziran 2026’ya kadar imzalanma ihtimali: %2 ↘
15 Haziran 2026’ya kadar imzalanma ihtimali: %12 ↘
30 Haziran 2026’ya kadar imzalanma ihtimali: %26 ➡
31 Temmuz 2026’ya kadar imzalanma ihtimali: %41 ↗
“ABD ve İran arasında kalıcı barış anlaşması imzalanır mı?” grafiğinde 24-25 Mayıs zirvesi (%80’lere fırlama) ile önceki “İran uranyum stokunu teslim eder mi?” grafiğiyle neredeyse birebir korelasyon gösteriyor; her ikisi de aynı haber dalgasıyla tetiklendi ve aynı şekilde çöktü. Trump yönetiminin 23-24 Mayıs’ta “anlaşmaya yaklaşıldı” açıklamaları, uranyum stokunun “prensipte devri veya imha edilmesi” ve Hürmüz’ün açılması gibi başlıkların sızmasıyla her iki piyasa da patladı; ancak İran tarafının “stok yurt dışına çıkmayacak” diye kestirip atması, İran’ın kırmızı çizgileri, detaylarda (verifikasyon, yaptırımlar, zamanlama) uzlaşmazlık ve Trump’ın “acele yok, zaman bizim lehimize” restiyle 26 Mayıs’tan itibaren ikisi de paralel düşüşe geçti. Şu an ihtimaller ortalama olarak yatay seyrederken piyasa kalıcı barışın yakın vadede imkânsız, ancak 2026 sonuna kadar müzakere yoluyla mümkün olduğunu fiyatlıyor.
KÜRESEL SEÇİM ÖNGÖRÜLERİ
NETANYAHU’NUN YERİNE GELEBİLİR: EIZENKOT YÜKSELİYOR
Yukarıdaki “İsrail’de bir sonraki seçimden sonra Başbakan kim olacak?” grafiğinde son hafta (31 Mayıs-5 Haziran 2026) en belirgin hareket Gadi Eizenkot’un (açık mavi) %20’lerden %27-28 bandına kararklı bir şekilde yükselişi ve Naftali Bennett’in (sarı) aynı dönemde %42’lerden %35’e keskin düşüşü oldu. Netanyahu (koyu mavi) %37 civarında hafif hafif ama düzenli bir şekilde gerileyerek stabil kalırken Lieberman (turuncu) %6-8’de yatay seyrediyor. Bu kayma, savaş kabinesi içindeki gerilimler, Eizenkot’un temsil edeceğinin düşünüldüğü “savaş sonrası güvenlik ve merkez sağ” imajının güçlenmesi ve Bennett’in koalisyon içi eleştirilerinin artmasıyla örtüşüyor. Netanyahu’nun hâlâ en güçlü aday olduğunu ancak alternatif arayışlarının hızlandığını görebiliyoruz. Zira Eizenkot’un popülerliği giderek artıyor. Bu ismi şimdiden bilmenizde fayda var.
CASUSLUK SUÇLAMALARIYLA GEÇEN SEÇİMLERDE LİDER PAŞİNYAN
Yukarıdaki grafiğimizde Civil Contract (Paşinyan’ın partisi) %98-100 bandında neredeyse tamamen kilitlenmiş durumda; son bir haftada küçük dalgalanmalar olsa da (31 Mayıs’ta hafif dip sonrası yeniden %99+’a yükseliş) Strong Armenia %5-8, Prosperous Armenia ve Armenia Alliance ise %1-2’de yatay seyrediyor. 7 Haziran seçimine 2 gün kala casusluk suçlamalarıyla gölgelenen kampanyada muhalefet ağır darbe yedi: 21 Mayıs’ta Prosperous Armenia listesinden Andranik Tevanyan’a “yabancı istihbarat için casusluk ve vatana ihanet” davası açıldı, Strong Armenia lideri Rus-Ermeni oligark Samvel Karapetyan’a FSB bağlantısı ve Rus pasaportu iddiaları patladı, Paşinyan da rakiplerini açıkça “ajan ve hain” diye hedef aldı. Kremlin’in dezenformasyon ve seçim müdahalesi girişimleri (The Insider soruşturması, oy satın alma operasyonları) muhalefeti daha da zayıflatırken piyasa Paşinyan’ın ezici zaferini %94-99+ ihtimalle fiyatlıyor – Rusya karşıtı Batı eksenli politikanın halkta konsolide olduğu çok net görülüyor. Bu olaylara da değindiğimiz geçen haftaki SPYCAST podcastimizi dinleyebilirsiniz.
KOLOMBİYA’DA “KIRILMALAR”: ESPİRELLA GELİYOR
“Kolombiya Cumhurbaşkanlığı Seçimi” grafiğinde ilk makas açılması 31 Mayıs’ta yaşandı; ilk tur sonuçları açıklanır açıklanmaz Abelardo de la Espriella (sağcı “El Tigre”) çizgisi %55’lerden %85-87 bandına fırlarken Iván Cepeda çizgisi %45’lerden %30’lara geriledi. Bu ani yükseliş, 31 Mayıs akşamı sandık sonuçlarının netleşmesiyle tetiklendi: de la Espriella %43,7 oy alarak beklenenin çok üstünde ilk sıraya yerleşti, Cepeda ise %40,9’da kaldı; anketlerde önde giden solcu aday ilk turda geride kalınca merkez sağ oylar hızla Espriella’ya kaydı. Ardından ikinci ve daha sert makas açılması 3-4 Haziran’da oldu; yeni anketler (AtlasIntel) Espriella’yı ikinci turda %50,3’e taşırken Cepeda’yı %42,6’da bırakınca grafik bir kez daha Espriella lehine açıldı. Bu hareket Trump’ın 3 Haziran’da Espriella’ya açık desteğini açıklamasıyla da güçlendi; “mega hapishane, uyuşturucuyla savaş ve ABD ile tam uyum” vaadi piyasada iyice fiyatlandı. 21 Haziran ikinci turuna 16 gün kala piyasa Espirella’nın zaferini %82 ile neredeyse kesin görüyor. Espirella ismini de şimdiden tanımanızda fayda var.
REKLAM VE SPONSORLUK
Haftalık Polymarket Bültenimizde markanızın reklamını vermek veya sponsor olmak için bize ulaşın.


