Çinli balıkçıların denize "duvar örme" taktiği
Güney Çin Denizi'ndeki tartışmalı alanlarda, Çinli balıkçı teknelerinin görülmeye başlaması bölgedeki herkesçe "uğursuz bir işaret" olarak görülüyor. Bu, tamamen yanlış bir önyargı değil.
Çin, sivil balıkçı tekneleri ile sadece tartışmalı alanlarda varlık göstermiyor; ilginç bir yasal boşluktan faydalanarak, denizde istediği yere gemiler ile adeta bir duvar örüyor.
Çinli balıkçı tekneleri, AIS kayıtlarından da gördüğümüz üzere, normalde sadece “tartışmalı sularda” balık avlıyor gibi görünüyor. Ancak, incelendiğinde neredeyse hiçbirinde bir avcılık faaliyeti yürütülmediği görülüyor.
Bu gemiler, (önlerinde bir engel yok) yan yana birbirlerine bağlanıyorlar ve balıkçılık adı altında “hiçbir şey yapmama” eylemini birlikte gerçekleştiriyorlar.
Bu, belki çok basit bir hamle gibi görünebilir; ancak bazı durumlarda iki binden fazla balıkçı teknesinin; “çok kısa bir zamanda”, “adeta birinden emir almışçasına” belli bir alanda toplaşıp bunu yapması olayı daha da ilginç kılıyor.
Oluşturulan bu fiziksel bariyerler genellikle dikdörtgen, L şeklinde oluyor. Yaklaşık 300 - 400 km uzunluğunda olabilen birbirine paralel hatlar yakıt tasarrufu sağlıyor ve blokajı güçlendiriyor.
Oluşturulan bu formasyonlar 24 ila 48 saat arası gibi çok kısa bir sürede, neredeyse mükemmel bir koordinasyonla hızlı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Bariyerler, şu an için yaklaşık 20-30 saat gibi bir süre sonra yine eş zamanlı olarak dağılıyor. Vakaların %80 kadarında, AIS verilerinin karartıldığını görüyoruz, ancak uydular aracılığıyla bu yapılar detaylı olarak incelenebiliyor.
Bunu yapmalarındaki en temel üç sebep şu:
Deniz yollarını tıkamak
Yabancı gemileri yavaşlatmak veya caydırmak
Bir aldatma operasyonunda radarları yanıltmak. Zira, gelecekte bir gün radarlarda “balıkçı” sanılacak binlerce geminin, aslında “Tayvan’a yönelmiş savaş gemileri olacağı” ihtimali, düşünmeye değer.
TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ
Sivil balıkçı gemilerinin “yan yana durması” önünde herhangi bir engel olmaması gibi bir boşluktan faydalanan bu blokaj sisteminin; Doğu Akdeniz ve Ege gibi denizlerde de kullanılabilecek olması; Türkiye’nin değerlendirmesi gereken bir detay olarak emsal oluşturuyor. Hem ofansif, hem de defansif anlamda…




